TÜKENEN SEVGİLER
Bence ; insanı insan yapan yegane duygu sevgi. Sevgisiz yaşam nasıl olurdu hiç bilemiyorum, sevgisiz bir benlik
nasıl dayanılır olurdu.
İnsanoğlu her şeyi sevebilmeli, yüreğinde var olan o duyguyu yaşam içinde arttırmalı ve yüceltmeli. Sevgi deyince ilk aklımıza gelen aşk gibi görünüyor. İnsanları, hayvanları, doğayı, taşı, toprağı, arkadaşlarını, dostalarını ve en önemlisi kendini sevmeyen biri karşısındakini sevebilirmi ki?
Read more
EVLİLİKLERDE…. ikinci bahar
Uzun yıllar süren evlilikler, zamana yenik düşüp kısır bir döngü içine giriyor gibi. Hayat, iş, güç, geçim derdi, çoluk çocuk derken zaman hızla akıp gidiyor. Bir bakıyoruz çocuklar büyümüş, yetişkin birer birey olmuşlar.
Ev içinde geçirdikleri vakitler, aile ile paylaşımlar azalmış, belki de evden ayrılmışlar, anne/baba başbaşa kalakalmışlar.
Bu süreç içerisinde eşler birbirlerinden öylesine uzaklaşmış oluyorlar ki, kimse bunun farkına bile varmıyor. Ortak payda da buluşmayı bırakın, bir arada oldukları zaman sürekli bir çatışma içine düşüyorlar.
Eleştiri ve özeleştiriler başlıyor ardı ardına…Kavgalar ve tartışmalar giderek artıyor. Hele ki yaşlar 40-50-60 oldumu, hayatını, yaşadıklarını sorgulama dönemine giriyor.
Kadın/erkek birbirlerini beğenmemeye, sürekli eleştirmeye “benim hayatım demeye başlıyor.
Kıyafetten tutunda, konuşma, davranış, ten uyumuna kadar her şey ortalıklara dökülüyor. Sanki birlikte upuzun yıllar geçirmemiş gibi.
Kadın isyan ediyor, “Ben Hayatımı Hiç Yaşamadım”
Erkek isyan ediyor, “Bıktım senin dırdırından”
Kadın her şeyiyle evinde yuvasında mutlu iken, eşinin aldatmasıyla dünyası yıkılıyor. Kabullense, kendine duyduğu saygıyı yitirecek sevdiğini, eşini , bir başkasıyla paylaşacak, kabullenmese maddi
imkansızlıklar yüzünden nasıl hayatta dimdik duracak….
Bunu başaracak gücü ve cesareti yok ise o zaman neler olacak.
Zor işler bunlar zor.. Belli bir yaşa geldikten, boyunca çocuklara sahip olduktan sonra yaşanacak şeyler değil bunlar, çocuklar büyüdüklerinde eşler, bambaşka bir sayfa açmalılar kendilerine.
”Ben Hayatımı Hiç Yaşamadım” ne demekse , yaşamadın da peki bunca yıl aklın nerdeydi çocuklar büyüdükten sonra yaş belli bir kemale ermiş, gençlik elden gitmiş.
Hadi diyelim yapmak istedikleri var, gerçeklerştirmek istediği hayalleri
Ya sonra; bunlarda doyuma ulaştıktan sonra o zaman ne olacak. Hele ki akşamları herkes evine kabuğuna çekilirse .
Evli iken zannediyoruz ki! ayrıldığımızda tüm bu sorunlar bitecek, mutluluğa, huzura, rahata kavuşacağız, madi imkanlar da iyi ise neden olmasın ki diye düşünebiliriz. Keşke her türlü sorun maddiyatla çözülebilseydi.
Şunu unutmamalıyız ki yaşayacaklarımız yapabileceklerimizle sınırlıdır.
Eğer bir evlilikte, dayak, taciz, şiddet, aşırı alkol, ihanet yoksa evliliği bir şekilde kurtarmak ve evliliğe yeniden can vermek gerekir diye düşünmek en doğrusu bence.
İkinci Baharı yaşamak için mutlaka, yeni bir sevgiliye/aşka ihtiyaç yok gibi… Yine, yeniden diyerek İkinci Bahar yaşanmalı eşler arasında….
Sevgili Sezen Aksu’nun da dediği gibi;
Sezen Aksu – Ikinci Bahar
. –
Evlilik kutsaldır, değerlidir sağlam bir aile için… Bir evliliği dağıymak bir anlık bir kararla, bir evliliği yürütmek, hele ki mutlu bir şekilde yürütmek uzun çabalar, karşılıklı fedakarlıklar ve özveriilerle olabilir…
Dağıtmak, dağılmak yerine kurtarmayı denemeye evet diyorsanız, önce kendinizi sonra eşinizi sorgulayın ve mutlu anlarınızı düşünün…
Bugünden başlamaya ne dersiniz….
Hayat ne getirir, neler götürür keşke bilebilseydik…
Bir evlat dünyaya getirdiğimizde, ne kadar mutlu oluruz. Onu özene bezene büyütür, sevgimizle sarar
sarmalarız. Hayatımızın odak noktası olur bir anda. Bende öyle doğdum, en azından annem öyle diyordu.
Ya sonra hayat kocaman kollarını açmış bizi sarmalamaya hazırlanırken, bizleri nasıl bir dünyanın beklediğini
bilmeden güle oynaya büyümek.
Büyümek onun için korkutucu olmazmıydı.
Yanlış olan bumuydu? Nasıl anlatılırdı ki küçücük bir çocuğa, hayatın şakaya gelmediği, bu denli acımasız olduğu.
Acımasız olan hayatmıydı? Yoksa insanlarmıydı
HAYATIMIN EN DEĞERLİ DANSI…
Düğün teleşlarını biliriz az çok hepimiz, bir telaş bir koşturmaca günlerce sürer gider, nedendir, niçindir bilinmez ama bu böyledir..
Bir garip heyecan, bir garip mutluluk, yabancı da yok aramızda eş dost, akraba, aile, arkadaş, komşular yani biz bize… yine de telaş büyüktür….
Düğün biricik yeğenimin sünnet düğünü…. eee hala olarak bende acayip mutlu..Organizator de benim, öyle oluca da heyecan bir farklı..
Güzel bir Temmuz akşamı, muhteşem bir İstanbul gecesi boğaza nazır, hava da bir sıcak ki sormayın..
Çok şükür herşey mükemmel, hiç bir aksilik yok düğün gibi değil de, sanki sevdiklerimizle boğazda eğlenmeye gitmişiz…
Zaman su gibi akıp gidiyor, saat gece yarısına yaklaşmış, bir lokma yememişim, birden çok acıktığımı hisettim, yerime oturdum bir lokma da olsa birşeyler yemem gerektiğini düşündüm.. Çatalımı ağızıma götürdüğüm de, bana dikkatlice bakan bir çift göz farkettim
O kadar güzel bakıyordu ki zümrüt yeşili gözleriyle, göz göze geldik
Ona göz kırptım, gülümsedi…
Yerimden kalktım, ona doğru ilerledim yanında oturan o muhteşem hanıma izninizle dedim, her zaman dedi gülümseyerek, bana bakan o muhteşem gözlü beyefendiye yaklaştım dans edelimmi dedim..
Mutlulukla kalktı, elimden sımsıkı tuttu ve piste doğru ilerledik herkes kenara çekilmişti…. o adam ve ben sadece ikimiz vardık..
Çok da yakışıklıydı, usulca öptüm yanağından ve dansa başladık
Nefis bir danstı, bir daha, asla böylesine güzel bir dans edemiyeceğimi bilmiyordum, ikimizde çalan müziğin ritmiyle dansa kaptırmıştık kendimizi, dans bittiğinde, birbirimize sarıldık sevgiyle benim gözlerimde iki damla yaş vardı,…. ölesiye mutlu, bir o kadar da hüzünlüydüm.. Beni kendine çekti alnımdan öptü…
Alkış sesleri yükseldi, herkes ayaktaydı ve bizi akışlıyordu…
İşte bu dedim usulca, sevgi bu …..Dünyalara bedel bir sevgi
Onu öylesine çok seviyordum ki… Son dansımız, son şansımız olduğunu bilmeden o anın keyfini yaşamıştık birlikte…
O adam benim babamdı.. Ve bizim son dansımız olmuştu…
MUTLULUK…kardelenlerim…







ŞİŞEDE DURDUĞU GİBİ DURSA..
ONLAR BİZİM ÇOCUKLARIMIZ
HAYATIMIN EN KIYMETLİ SON DANSI...BABAMLA DANS