ORHAN PAMUK…. Manzaradan Parçalar
Yeni kitap…..

Orhan Pamuk bu yeni kitabında, çocukluğundan başlayarak hayatından, yaşadıklarından bütün içtenliğiyle söz ediyor. Yazarın babasının ölümü, siyasi dertleri, futbol oynarken ya da romanlarını yazarken hissettikleri, tıpkı annesinin sigara böreği yapışı, yaz gecesi bir sivrisineğin hareketleri ve Boğaz gemileri hakkındaki gözlemleri gibi büyük bir manzaranın parçası olarak dikkatle işleniyor. Pamuk İstanbul’dan, Adalar’dan, New York’tan, Venedik ya da Kalküta’dan söz ederken yaptığı gibi, kendi suçluluk duygularından, rüyalarından, eski berberlerden ya da çocukluğunda sokaklarda atıştırdığı şeylerden de bütün dikkatiyle hikâyeler çıkarıyor. Konu ister Binbir Gece Masalları, ister Dostoyevski’nin romanları, ister eski ressamlar, ister Selimiye Camii olsun, Pamuk gözlemlerini, duygularını sıralarken akılda sevdiğimiz bir hikâyecinin tanıdık ve unutulmaz sesi kalıyor. Tıraş olmaktan asansöre binmeye, dünyayı çocuk gibi seyretmekten deprem endişelerimize, trafik ve dinden eski yangınlar ve yıkımlara uzanan bu kitap, Orhan Pamuk’un gözünden bakıldığında dünyanın ne kadar ilginç ve yeni olabileceğini bir kere daha kanıtlıyor.
YENİ KİTAP.. KİRPİKLERİMİN GÖLGESİ
Kirpiklerimin gölgesi Toplum ve aile içinde yaşanmakta olan enses ilişkileri, ziyan olan kız çocuklarını,
başlık parası uğruna satılan kızları, yok olan hayatları anlatan bir kitap;
Şebnem İşigüzel erkek egemen bir toplumda konuşulması yasak, olan konulara ve bir kız çocuğunun
hayatına değinmiş. Bir solukta okunacak bir kitap… Read more
YILLAR SONRA BİR İLK….Diyarbakır Kitap fuarı
Tarih boyunca onlarca medeniyeti içinde barındırmış olan DİYARBAKIR’ da ilk defa Tüyap yayıncılık tarafından kitap fuarı açılıyor.
18-23 Mayıs tarihleri arasında açılacak olan kitap fuarı “Yazının Kadim Coğrafyasına Yolculuk”
sloganı ile kitap fuarına ev sahipliği yapacak.
http://www.diyarbakirkitapfuari.com/
fuar il ilgili tüm bilgileri burada bulabilirsiniz.
Ne kadar geç kalınmış bir adım. Bunlar yıllar önce olmalıydı , eğitimde, sağlıkta en azından eşit şartlar altında olabilseydik. Yıllar önce tatil için gittiğim Fethiye’de tanıdığım, sonradan benim için çok değerli olan büyüğüm Köy Enstitüleri Mezunu Sevgili Hasan Öğretmen, bir sohbetimiz sırasında şöyle demişti;
” Bir yer yerleşim biçimi, yaşama bölgesi olduğunda, ya oraya asla izin vermeyeceksin ya da Sağlık Ocağı, Okul ve Camiyi yanyana açacaksın, eğer sağlıklı, eğitimli ve dinini iyi bilen bireyler yetiştirmek istiyorsan”
Bunlar veya bunun benzeri uygulamalar yıllar önce yapılsaydı belki de bu gün bu durumda olmazdık…
Geç kalınmış da olsa büyük bir adım ve başlangıç. İnşallah devamı gelir.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün cehalet ile ilgili sözleri:
«… Milleti kendi benliğine sahip yapmayan, milleti asırlarca kendi hakkında gafil bulunduran hep bu cehalettir Hükümdarların, şunun, bunun, milleti esir gibi, köle gibi kullanmaları, bütün vatanı kendi özel mülkleri gibi düşünmeleri, hep milletin bu bilgisizliğinden istifade edilmek sayesinde idi Gerçek kurtuluşu istiyorsak, herşeyden evvel, bütün kuvvetimiz, bütün süratimizle bu cehaleti ortadan kaldırmaya mecburuz…»
****
«Biz cahil dediğimiz vakit, mutlaka mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz Kastettiğim ilim, hakikatı bilmektir Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de hakikatı gören hakiki âlimler çıkar»
Bir anne başka ne isteyebilir ki
Yarı mutlu, yarı hüzünlü bir anneler günü geldi ve geçti…
Hüzünlüyüm elini öpecek, hediye alacak, sarılıp öpecek annemi ancak dualarımla anabildim kabri başında, mutluyum iki evladım var Allah ıma şükürler olsun… Annelik böyle bir şey işte, ne kadar üzgün olursam olayım evlatlarımı üzmemek , onların anneler gününde mutlu olmasını sağlamak için acımı içime gömmem gerekiyor…
Onlar bu dünyada başıma gelen en güzel şey. Yaradan sadece Yüce Allah’tır, ben, yani anneler onların bu dünyaya gelmesine aracılık ederiz. . Onlar Tanrının bize verdiği emanetler. Görevimiz ise onları hayata hazırlamak.
Çocuk doğurayım yaşlanınca bana baksınlar mantığıyla anne olmadım, ben nasılsa bakarım kendime, yiyeceğim bir lokma ekmek o da bir şekilde hallolur nasılsa. Read more
Kitap… BİR UCU ALTIN BOYNUZ

yazar: Jason Goodwin
| Yayınevi | : |
|
|||
| Dizi | : | Gezi | |||
| Barkod | : | 9786055596460 | |||
| ISBN | : | 9786055596460 | |||
| Editör | : | ||||
| Çeviren | : | M. Begüm Güzel | |||
| Kapak / Resimleyen | : | ||||
| Basım Yeri / Tarihi | : | İstanbul 2010 / Nisan | |||
| Kapak Türü | : | Karton Kapak | |||
| Kağıt Türü | : | Kitap Kağıdı | |||
| Sayfa Sayısı | : | 256 | |||
KONUSU:
İstanbul’a kavuşma hayaliyle, Doğu Avrupa’yı adım adım dolaşan modern bir seyyah ve iki de yol arkadaşı. Jason Goodwin, Doğu Avrupa sancılı bir değişim sürecinden geçerken, sağlam botlar, haritalar ve ağır bir sırt çantasıyla altı ay boyunca yürüyerek seyahat ediyor: yeni arkadaşlar, kültürel çeşitlilik, samanlıkta konaklama, kötü yemekler, vahşi köpekler, bolca yabancı dil pratiği
Bir Ucu Altın Boynuz, ilginç bir seyahat anlatısı olmanın yanı sıra, dönemin toplumsal ve siyasi çalkantılarıyla Doğu Avrupa kültürlerinin özgünlüğünü dikkatli bir gözlemcinin dilinden aktarıyor.
“Goodwin’in yazarlığı zekice, dikkatli, görsel ve titiz.”
Evening Standard
|
Biyografi : Jason Goodwin
|




Ahmet Şerif İzgören'in, "Avucunuzdaki Kelebek"
DOSTLUK BİR MERHABAYLA BAŞLAR...
BENİM ADAM
HAYATINIZI DEĞİŞTİRMEYİ DÜŞÜNÜYORSANIZ..